20 Ağustos 2017 Pazar

Kitap Çekilişim

Merhabalar;

Güzel bir hafta geçirmemiz dileğiyle sabah ilk iş geçen haftaki çekiliş sonucumu yayınlamak oldu. Galiba pazartesi günlerini çekiliş duyurusu yazılarıyla açacağım:) Gelelim hediye edeceğim kitaplara evet bu hafta 3 kitap var sizlere.. Yine katılım için sizlerden takip istiyorum birde yorumlarınızın altına sizlere daha kolay ulaşabilmem için blog adreslerinizin linkini yazarsanız sevinirim. 21 AĞUSTOS 2017'de kitapları kazanan arkadaşımı bloğumda duyuracağım. Bol şanslar. Sağlıcakla kalın...

Gelelim Kitaplara:)


1- YANKI / MARTİN MİLLAR (Gerilim)
     
“World Fantasy Award” ödüllü Martin Millar hem eğlenceli hem de tehlikeli bir eserle karşınızda!


İntikam ateşinin ve çıkarların kök saldığı kurt kabilesinde hayat gittikçe daha da zorlaşıyor. Küçük kurt kız, kabile lideri olan babasına saldırdıktan sonra ortadan kayboluyor. Ölü ya da diri, fark etmez, herkes onu bulmaya çalışıyor. Ustaca gizleniyor ve her kovalamacada kurtulmayı başarıyor, ama geçmişten gelen çok tanıdık bir misafir bu kaçışın stratejisini değiştiriyor. 
Tam da bu sırada taht kavgaları başlıyor ve kurt ailesi büyük entrikalara ve oyunlara kapılarını açıyor. Kabileye dahil olan masum veya günahkâr herkes, iki kurt adam arasındaki iktidar savaşının bir parçası oluyor. Ya güçlü olan kazanacak ya da kurnaz olan!
Yedi dile çevrilmiş olan bu kurgu, sizde de büyük bir YANKI uyandıracak!


2- ARAYIŞ/ A.P. STEPHENS

Londor’un ikiz aylarından biri olan Beldas ortadan yok olmadan önce elfler, cüceler ve insanlar barış içinde yaşıyorlardı. Bu ayın yokluğuyla kötü güçler daha da güçlenecek, savaşlar çıkacak ve böylece dünyanın dengesi bozulucaktı.

Vahşi rüzgârların aracılığıyla çaresiz yakarışları duyan bir kişi vardı. Büyücü Randor Miithra! O da kayıp ayın etkisiyle gücünü yavaş yavaş kaybediyordu. Beldas’ın yokluğuyla oluşan kaos ortamı günden güne dengeleri daha fazla bozuyordu.

Büyücülerin, cücelerin, elflerin ve insanların umutsuzluğunun sebebi aslında kendi içlerinde gezinen profesyonel bir hain! Bütün yaratıklar tüm güçleriyle ya Beldas’ı geri getirecek ya da bütün insanlığın dünya ile birlikte yavaş yavaş yok oluşunu izleyeceklerdi.

Okumak için boş zaman arayacağınız değil, boş zaman yaratacağınız bir kitap.



3- SAPLANTI/ S.J. SELLERS

Küçük, masum bedenlerin sahip oldukları kirli düşünceler…


Kendini Tanrı’nın Elçisi olarak ilan etmiş ve bu yolda çocuğunu Tanrı’ya kurban eden bir anne…

Arka arkaya işlenmiş çocuk cinayetlerinin çözülemeyen gizemi…

Soru işaretlerine cevap bulmaya çalışan bir dedektif ve bütün bu olayların içinde dolaylı olarak yer alan bir hemşire…

Kimisine göre ahlâk, kimisine göre tutku, kimisine göre meraktı bu kitapta yaşananlar… Kanıtlar yetersiz, yüzler ifadesiz, bedenler tepkisizdi. 

Kurallar bozulmalı, sessiz düşünceler yok edilmeliydi. Çünkü sırlar açığa çıkmıyor, kurban sayısı gittikçe artıyordu. Çember daralıyor ve zaman azalıyordu.

“SAPLANTI, heyecanlandırıcı, yeni ufuklar açan bir okuma tecrübesi.”
(Mystery Scene Magazine)

“SAPLANTI, tansiyonunuzu yükseltecek bir sonla biten, iyi kurgulanmış bir gerilim hikâyesi.” 
(Midwest Book Review)

SAPLANTI, tek kelime ile okunması gereken bir kitap!”
(Seattle Mystery Bookshop)

18 Ağustos 2017 Cuma

Boyama

Merhabalar;

Deniz kenarından topladığım deniz kabuklarını akrilik boya ile boyayıp vernikledim. Üzerleri beyaz olanlara ise peçete dekupajı yaptım. Nasıl olmuşlar?









15 Ağustos 2017 Salı

Hıyarın Yaptıklarına Bakın

Herkese merhabalar;

Bunları okuduktan sonra hemen salatalığa daha  farklı bir gözle bakacaksınız.


   1. Salatalık, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Tek bir tanesinde Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko ihtiva eder.

2. Öğleden sonra yurgunluk mu hissettiniz? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri bir taraf bırakın ve bir salatalık yiyin. Salatalık iyi bir B vitaminler ve Karbohidratlar kaynağıdır ve yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.

3. Banyo veya duştan sonra aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir salatalık dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de pırıldayan bir aynaya ve nefis bir kokuya sahip olacaksınız.

4. Haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için bir aluminyum tabağa (ya da aluminyum folyoya) salatalık dilimlerini koyup, ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın üzerine yine aluminyum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim haşerelerden kurtulacaksınız. Salatalıkdaki kimyasallar aluminyum ile etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olur.

5. Bayanlar, sokağa çıkmadan önce veya denize-havuza girmeden önce bir süreliğine selülitlerinizden kurtulmak ister misiniz? Sorunlu bölgelerinizi birkaç dakika süreyle salatalık dilimleriyle ovun. Salatalıkdaki fitokimyasallar derinizdeki kollajenlerin gerilmesini sağlar, dış tabakayı sıkılaştırarak selülitlerin görüntüsünü azaltır. Aynı şekilde kırışıklıklara da iyi gelir (özellikle de göz civarları için)

6.Baş ağrısından kurtulmak ister misiniz? Yatağa girmeden önce birkaç dilim salatalık yiyin ve ertesi sabah dipdiri, baş ağrısız kalkın. Salatalık, vücudun kaybetmiş olduğu gerekli besinleri takviye edici yeterli miktarda şeker, B vitaminleri ve elektrolitleri ihtiva ettiği için yediğiniz birkaç dilim sorunlarınızı hemen yok eder.

7. Özellikle diyet yapanlar, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz? Salatalık yiyin.

8. Evinizde ayakkabı boyanız mı kalmadı? Taze kesilmiş bir salatalık ile ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.
                                           
9. Evinizde bir kapı, pencere ya da benzer bir şey gıcırtı mı yapıyor? Bir dilim salatalık alıp gıcırtı yapan yerlere sürtün (tabii sürtünme yapan yerlere, menteşenin dışına değil!!) gıcırtı gidecektir.

10. Kendinizi gergin, bitkin mi hissediyorsunuz (özellikle ders çalışan öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler ve diğer herkes) ? Bir tas kaynar suyun içine bir bütün salatalığı ince dilimler halinde keserek koyun. Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. Salatalıkdaki kimyasallar ve diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır. Özellikle öğrenciler bunu denemelidir.

11. Yemek yediniz (örneğin kebap) ve ağzınızdan kötü koku yayıyorsunuz. Bir salatlık dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fitokimyasallar sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız. (Soğan-sarmısak kokusu konusunda bir bilgi yok. Bunu da siz deneyin ve sonucu görün.)

12. Evyelerinizi, lavabolarınızı çevreye zarar vermeyecek bir şekilde temizlemek ister misiniz? Bir dilim salatalığı alıp temizlemek istediğiniz yeri ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o temizlik malzemelerin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.

13. Kalemle yazarken bir hata yaptınız ve hatayı silmek istiyorsunuz. Salatalık kabuğunu alıp yavaş ve nazikçe silmek istediğiniz yazıya sürtün. Boya kalemlerinde ve keçe kalem yazılarında da oldukça yararlı. (Bilirsiniz bazen çocuklarımız duvarlara yazılar yazar, resimler yaparlar. Onlarda da deneyebilirsiniz.)

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Çekilişimin Sonucu

Merhabalar;

Mutlu haftalar olsun hepimize. Katılım için tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Çekilişe katılan arkadaşlarımın listesini aşağıda sıralı yazdım. Random org ile belirledim kazanan arkadaşımı ve kazanan 3. sıradaki  ANNESİNİN PRENSESİ blogunun sahibi kendisini kutlar ve huzurheryerdedir@gmail.com mail adresimden bana iletişim bilgilerini gönderdiğinde kitabı en kısa sürede göndereceğim tekrar kendisini tebrik ederim. Sevgilerimle...

1- FULYA ERDOĞAN

2- EMRE BOZKUŞ

3- ANNESİNİN PRENSESİ

4- NAZİK TOPÇU 

11 Ağustos 2017 Cuma

Kan Grubu Yorumu

 Herkese Merhaba;
 İlk okuduğumda şöyle dedim; bu ne!! burç yorumu gibi kan grubu yorumumu olur diye:) Hadi  paylaşayım dedim. Sevgiler.....


“0” Grubu “Sıcak”

Olumlu yönleri: Özgüven sahibi, güçlü karar mekanizmasına sahip, sadık, kendi kararını kendi veren, eleştirici.

Olumsuz yönleri: İşkolik, duygusal, inatçı, soğuk, bencil, geçimsiz, endişeli

Gerçekler: Dünyadaki insanların %38’ı 0 negatif, %6’sı ise 0 pozitiftir.

Özellikleri: Sosyal, enerji dolu, çok hareketli, gerçekçi, arkadaş canlısı, gösterişli, uçuk. Önüne çıkan şansları anında kullanır. Yeni bir projeye hemen atılabilir, yeni fikirler üretmeye yatkındır. Dikkati çabuk dağılır, kuvvetli duygulara sahiptir ve kendini iyi ifade edebilir.

Her an muhalefet olabilir ama bu duruşundan hemen vazgeçebilir. Diğer kan gruplarından olan kişilere çabuk kapılabilir. Hırslı ve detaycı olan bu kişilik ortama kolay adapte olabilir. Hissettiklerini kolayca ortaya çıkartabilir, doğuştan zariftir.

Özet: Olumlu, aktif, bağımsız, risk almayı seven, dramatik bir yaşama sahip, zaman zaman bencil, romantik, arkadaşlarından etkilenen, organizasyon yeteneği gelişmiş, gururlu, birilerine dokunmayı ve birilerinin ona dokunmasını seven, hedefe kitlenen, boyun eğmeyi sevmeyen, açık sözlü.

“A” grubu “Serin..”

Olumlu yönleri: Dikkatli, sempatik, özverili, kibar, dürüst, sadık, uyumlu, empati kurabilen.

Olumsuz yönleri: Çok kuruntulu, duygusal, sinirli, kararsız, içine kapalı, sulu.

Gerçekler: Dünyadaki insanların %34’ü A negatif, %6’sı ise A pozitiftir.

Özellikleri: Sinirlense bile sakin kalmayı başarır. İçe dönük, kamuoyuna duyarlı, sorumluluk sahibi. Sinirliyken bile güvenilir ve etrafındakilerin kafası karıştığında her şeyin sorumluluğunu üzerine alabilir. Utangaç olduğu zamanlar vardır. İnsanların yanında bazen sinirli olabilir. Etrafına karşı duyarlı olmasına rağmen başkaları tarafından yanlış anlaşılabilir.

Bir doğa düşkünüdür ve kalabalık ortamları pek sevmez. Değişime çok açık değildir, kendine ait bir dünyaya ihtiyaç duyar hatta karamsar bile sayılabilir. Değişikliğe açık olmadığı için duygusal tarafından dolayı bu kan grubundan olan kişiler genelde yaratıcı güce sahip sanatçılardır.

Özet: Temkinlidir, yardımseverdir, sorumluluk sahibi, iç huzura ve güçlü bir hafızaya sahiptir, grup çalışmasında başarılıdır, resmiyeti sever, sakindir, kurallara uyar, insanlarla olan ilişkilerine değer verir, çok hassastır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.

”B” Grubu “Aktif”

Olumlu yönleri: Neşeli, dışarı çıkmayı seven, olumlu, maceracı, aktif, duygusal, kibar.

Olumsuz yönleri: Unutkan, kararsız, dağınık, gürültücü, abartmaya yatkın, spontane.

Gerçekler: Dünyadaki insanların %9’u “B” negatif %2’si ise “B” pozitiftir.

Özellikleri: Mantıklı, organizasyon yeteneği gelişmiş, akla duygudan çok önem veren, yaratıcı. Her şeyin yolunda gittiğini gördüğünde kendini harika hisseder. Yaptığı işe konsantre olarak başka şeyleri görmezden gelebilir. Enerjik ve amaca yönelik hareket eder, herhangi bir konunun fanatiği olabilir ve o konuda sonuna kadar uğraşır.

Girişimciliğe açık olmasına rağmen takım oyunlarında ise pek başarılı değildir, çünkü o takım yapısına karşıt bağımsız bir kişiliktir. Olumsuz şeyleri dışa vurmak yerine içe atar, sorunları çözmek için gerçekleri göz önünde bulundurur, çok fazla soğuk ya da resmi olarak görülebilir, arkadaşlarına kendini pek açmaz.

Özet: Neşeli, bencil, kaprisli, gelenek ve göreneklere karşıdır, sosyal, eğlenceli, duygusal, özünde yalnız, kolay neşelenebilen, kibar, bağımsızlığına çok düşkün, güçlü bir kişiliğe sahip, işlerini kendi yöntemine göre yapan, geçinmesi kolay, maceracı, dokunmayı ve birinin ona dokunmasından hoşlanır.

“AB” Grubu “Rahat”

Olumlu yönleri: Hassas, gururlu, diplomatik, sempatik, çabuk öğrenen, zevk sahibi, herkesle kolay anlaşabilen.

Olumsuz yönleri: Devamlı şikayet eder, farklı ve değişken ruha haline sahiptir, çok düşünür.

Gerçekler: Dünyadaki insanların %4’ü AB negatif, %1’i AB pozitiftir.

Özellikleri: Zıtlıkların bir arada olduğu bir karakterdir: Örneğin sosyaldir aynı zamanda utangaçtır. Ne yapacağı önceden kestirilemez. Arkadaşlarına bağımlıdır fakat eğer çok üzerine gelinirse isyan edebilir, sosyal ortamlarda zaman zaman utangaç zaman zamansa cesurdur.

Yaratıcı/sanatçı bir yönü vardır. Zorlayıcıdır. Psikoloji, astroloji ve falla ilgilenir, iyi bir politikacı ya da diplomat olabilir. Çok geniş tavırlar sergileyebilir, problemleri sezmek ve engellemek konusunda çok başarılıdır.

Şehir atmosferini sever ama bazen kapalı alanlarda kalmaktan hoşlanmaz. Yaşadığı ev onu düşünmeye ve hareket etmeye motive etmeli, yaptığı her şeyde başarıya ulaşır.

Özet: Gizemlidir, mantıklıdır, ekonomiktir, etkilidir, genelde eleştiricidir, analitik bir düşünce yapısına sahiptir, duygusuzdur, orijinaldir, yalnız kalmayı sever, çabuk sıkılır, çevresine kolay uyum sağlar, içgüdüsel duygulardan nefret eder, insanlara faydalı olmaya çalışır, başkalarının ona dokunmasından hoşlanmaz.
...
Yinede herşeyin doğrusunu  Allah bilir...
 

9 Ağustos 2017 Çarşamba

Kase ve Yumak Toplar

Merhabalar; 

Ev dekorasyon mağazalarını gezerken gördüğüm örgü sepetler hep çok hoşuma gider. Fiyatlarını ise bir o kadar pahalı bulurum. Bende kendim bir deneyim olacak mı dedim. Evet yaptım ve oldu:)) ağzım kulaklarımda... Önce belirlediğim kase büyüklüğünde koton ipten bir örgü ördüm. Siz evdeki kullanmadığınız dantellerle yapabilirsiniz. Sonra beyaz tutkala bulayıp kasenin şeklini vererek kaseye koydum bir gece beklettim, ipleri de küçük su balonu  ile denedim balonlar sönünce eçiş büçüş şekiler çıkınca bende sadece tutkala bulayıp kurutup yumak yaptım ve ortaya bunlar çıktı:)) Beğenir ve denerseniz inanın yapması çok kolay onca para vermezsiniz ve kendinizin bunu ben yaptım deme hissini tadarsınız... Sevgiler...





8 Ağustos 2017 Salı

Amentü Godiva

 Sevdiğim şairlerdendir İsmet Özel hele Amentü şiiri bir başka güzel,  İsmet Özel'in sesinden dinlemenizi tavsiye ederim. " Ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur" dizeleriyle Godiva'yı tanıdım ben, çikolata markası olarak bilirdim Godiva'yı, zaten onun onuruna kurulmuş,  ne kadınmış ama.  Lady Godiva 11 yy. da yaşamış olup İngiltere “Mercie” dükünün karısıdır. Kocası ağır vergiler koymak suretiyle halkına şiddetli bir şekilde zulüm yapar. Bu zulüm yüzünden Godiva ile eşinin araları açılır. Lady Godiva eşine bu zulümden vazgeçmesini söyler. O da Godiva’nın bir atın üzerinde çırılçıplak bir şekilde bütün şehri dolaşması şartıyla yaptığı zulümden vazgeçebileceğini söyler. Godiva bu şartı kabul ederek bir atın sırtında şehri çırılçıplak dolaşmaya başlar. Yalnız bundan önce halka haber salıp evlerinden dışarı çıkmamalarını ister. Halk da Godiva’ya olan sevgisi ve bağlılığı yüzünden onun bu isteğini yerine getirir ve Godiva şehri dolaştığı esnada perdelerini sımsıkı kapatırlar ve evlerinden çıkmazlar. Ama buna rağmen “Tom” adında biri, perdenin aralığından Godiva’yı izlemek ister. Perdeyi araladığında gözleri kör olur. Bu durum o Tom'a verilen ilahi bir cezadır. Acaba; Godiva gibi kendisini halkın huzuru ve selameti için feda edecek biri, ne de kendisine bir kötülük dokunacağını bilse dahi sokakta vuku bulan olayları görmeye cesaret edebilecek, birileri var mı? acaba günümüzde. Bir de bugün böyle bir kadın çıksa  erkekler fotoğraf  makinalarını ve kameralarını alır camda beklerler, kadınlarda eşlerini baştan çıkaracak diye kadına hakaret ederlerdi.


AMENTÜ

İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.

Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza
gençken
peşpeşe kaç gece yıllarca
acıyan, yumuşak yerlerime yaslanıp uçardım
bilmezdim neden bazı saatler
alaturka vakitlere ayarlı
neden karpuz sergilerinde lüküs yanar
yazgı desem
kötü bir şey dokunmuş olurdu sanki dudaklarıma
Tokat
aklıma bile gelmezdi
babam onbeşli olmasa.

Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide mesela.
Kar yağarken kirlenen bir şeydi benim yüzüm
her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana
gecenin anlamı tıkansın diye ıslık çalar
resimli bir kitaptan çalardım hayatımı
oysa hergün
merkep kiralayıp da kazılan kökleri
Forbes firmasına satan babamdı.

Budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
Solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.

İnsanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
Ezan sesi duyulmuyor
Haç dikilmiş minbere
Kâfir Yunan bayrak asmış
Camilere, her yere

Öyle ise gel kardeşim
Hep verelim elele
Patlatalım bombaları
Çanlar sussun her yerde

Çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere:Tanrı uludur Tanrı uludur
polistir babam
Cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
fly Pan-Am
drink Coca-Cola

Tutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
Ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı.

Orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı.

Hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
Nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
Hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
Hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
Ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla Varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
(1974)

İsmet Özel

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Kitap Hediyem Katılın

Merhabalar; 

Hiç vakit kaybetmeden yine bir kitap hediye etmek istiyorum. Hanefi AVCI'nın Haliçte Yaşayan Simonlar kitabını ben okurken bunlarda olmuş mu dedim. Bu gün neler yaşadıysak önceden anlatmış kitapta Hanefi AVCI eğer okumadıysanız tavsiye ederim okumanızı. Kitabı kazanan arkadaşımı 14 Ağustos 2017 tarihinde blogumda yayınlayacağım. Yine katılım için sizlerden takip istiyorum birde yorumlarınızın altına sizlere daha kolay ulaşabilmem için blog adreslerinizin linkini yazarsanız sevinirim.
Derkenar not: kitap sıfır değildir:)


Kitap için yazılanlar şöyle;
Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor. 

Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca devlete hizmet etmiş bir güvenlik görevlisi olarak geçirdiği fikirsel dönüşümü, bu dönüşüme neden olan olayları okurlarla paylaşıyor. Bu fikirsel dönüşümün sonucunda Avcı artık, uzun yıllar mücadele ettiği, sisteme muhalif grupların demokratik ve sağlıklı bir sistemin olmazsa olmazı olduğuna, farklı fikir ve düşüncelerin topluma zarar değil, ancak bir zenginlik katacağına, güvenlik sorununa indirgenen Kürt sorununun ancak demokratik hak ve özgürlükler alanının genişletilerek siyasi yollarla çözümlenebileceğine ve ordunun batılı ülkelerde olduğu gibi siyasetin dışında kalarak güçlü bir ordu olabileceğine inandığını açık yüreklilikle ifade ediyor. Avcı, bu kitabı yazmaktaki önemli amaçlarından birinin, böyle köklü bir değişim yaşamasına neden olan mesleki tecrübelerini aktararak, çok geniş bir kriminal yelpazede çalışmış olmanın verdiği donanımla kendinden sonra geleceklere yol göstermek olduğunu belirtiyor. 

Cemaat başlıklı ikinci bölümde ise Avcı devletin çeşitli kurumlarına nüfuz etmiş cemaat yapısının son zamanlarda meydana gelen olaylardaki (özel yetkili mahkemelerin sürdürdüğü tahkikatlardan, telefon dinlemelerine, vs.) rolünü ortaya koyuyor. Cemaatin polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütleme kurarak ve bu teşkilatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellediğinden, üstüne üstlük bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaraladığından bahsediyor. Bugün özellikle özel yetkili mahkemelerce yürütülen tahkikatların, arka planda cemaatin talimatı ile Emniyet İstihbarat Şubesindeki unsurları ve cemaate bağlı savcılar desteği ve zorlaması ile yürütüldüğüne, yürütülürken hukuksuz işlemlerin yapıldığına dair ciddi emareler olduğunu iddia ediyor. Tüm bu iddialarını, delilleriyle sağlam bir zemin üzerine inşa ediyor. 

Avcı kitabın başlığında iki metafor kullanıyor; bunların devlet görevlilerinin, belli bir ideoloji etrafında örgütlenmiş grupların ve genel anlamda toplumun zihniyetini tanımlayabilmek için ne kadar isabetli bir biçimde seçilmiş olduğunu kitabı okuyup bitirdiğinizde anlayacaksınız. Görünen değil, perde arkasındaki gerçekleri merak ediyorsanız Emniyet teşkilatının güvenilir ve öncü ismi Hanefi Avcı'nın dürüst ve cesur sesine kulak verin!

Hanefi Avcı, meslek hayatına 1976 yılında Mut ilçe Emniyet Komiserliği görevi ile başladı. Daha sonra İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü, KOM Dairesi Başkanlığı ve Edirne Emniyet Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Avcı, halen Eskişehir Emniyet Müdürü olarak göre yapmaktadır. 2006 yılında TASAM'ın Stratejik Vizyon Sahibi Bürokrat Ödülü'nü kazanmıştır. Avcı, Emniyette teknik-elektronik istihbaratın kurucusu olarak bilinir.



Çekilişimin Sonucu

Merhabalar;

Mutlu haftalar olsun hepimize. Katılım için tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Çekilişe katılan arkadaşlarımın listesini aşağıda sıralı yazdım. Random org ile belirledim kazanan arkadaşımı ve kazanan 2. sıradaki  HERTELDENŞEF blogunun sahibi kendisini kutlar ve huzurheryerdedir@gmail.com mail adresimden bana iletişim bilgilerini gönderdiğinde kitabı en kısa sürede göndereceğim tekrar kendisini tebrik ederim. Sevgilerimle...


1- HALİL GÜNGÖR
2- HERTELDENŞEF
3- EBEMKUŞAĞI
4- ANNESİNİN PRENSESİ
5- MURAT  CENK
6- SEVGİ MELEĞİ
7- NERMİN PINAR
8- ARİF  ÖZTÜRK
9- YASEMİN
10- FİLİM GÜNDEMİ
11- FULYA ERDOĞAN
12- DAHA MUTLU YAŞAM
13- ZEYNEP ACARLI

4 Ağustos 2017 Cuma

SEKİZİNCİ HENRY

Sekizinci Henry ismini bir yerlerde duymuşsunuzdur. Sekizinci Henry İngiltere Kralıdır. Abisi ölünce tahta geçmiştir ve abisinin karısı Catherine ile evlenmiştir. Henry'nin altı eşi olmuştur.Evlilikleri ile anılır. Anne Boleyn'e olan aşkının da etkisiyle Catherine'in erkek çocuk doğuramamasını evliliklerinin lanetli ve geçersiz olduğuna bağlayarak evliliklerini bitirmek istedi. Fakat, Catherine'nin yeğeni İspanya İmparatoru V. Karl veya Şarlkent, Henry'nin bu isteğine şiddetle karşı çıktı. Yaklaşık altı yıl boyunca boşanmak için uğraşan Henry, İngiliz Reformu ile Anglikanizm kilisesini kurdu ve Henry sevgilisi için yeni bir din icat etti, ilk evliliğinin geçersiz olduğunu söyledi. Sevgilsi uğruna tüm ülkenin dinini değiştirip yıllarca bitmeyecek kanlı bir din savaşı başlattı. Anne ile evlendiler ve evlilikleri 3 yıl sürdü, dana sonra kadınlar arasındaki savaşı kazanan Annenin güzelim başını vurdurdu. Neden mi? Anne , kardeşi Rochford Vikontu George Boleyn'in de aralarında bulunduğu 5 kişiyle zina, vatan hainliği ve ensest ilişki suçları nedeniyle tutuklanarak yargılandı. Yargılandığı tüm bu konularda aleyhinde yeterince delil olmadığı halde yine de idam cezasına çarptırıldı  Londra Kulesi'nde idam edildi. Uğrunda insanların dinlerini bile değişttirdiği kadına acımadan idam ettirmiş.
Henry Anne'nin idamından 10 gün sonra evlendi. Bu eşi Prens Edward'ı doğurduktan on iki gün sonra öldü. Henry daha sonra güzel başını vurdurduğu Anne'nin yeğeni ile evlendi. Kendisinden otuz yaş küçük olan Catherine Howard ile iki yıl evli kaldıktan sonra, zina yapma nedeniyle  Anne'nin yeğeni Catherine'i tutukladı ve yargılamadan idam etti. Henry bir yıl sonra Catherine Parr ile evlendi ve ölümüne kadar Catherine ile evli kaldı. Henry'ye ne demeli kadınları sevmiş sevmiş, hoop bir suçlamayla kafalarını vurdurmuş pes vallahi, ne adamlar yaşamış bu dünyada...

3 Ağustos 2017 Perşembe

Muhammed Ali / Milyon Dolarlık Bebek

Cassius Marcellus Clay
Marcellus fakir bir ailenin çocuğuydu ve babasının bütün parasını verip aldığı kırmızı bisikleti çalınınca, arkadaşı ile çalanı yakalamaya çalıştılar ama yetişemediler, daha sonra polise gittiler ve oradaki  boks yapan memur Jeo, Marcellus'un hayatını değiştirecek bir şey söyledi: "Eğer boks bilseydiniz, bisikletinizi çalmazlardı demek ki sizden korkmadılar". Memur Jeo Marcellus'u alıp çalıştığı salona götürdü ve işte boksa böyle başladı. 1960'ta daha 18 yaşında bir gençken, Roma Olimpiyatları'nda kazandığı altın madalyayı Ohio Nehri'ne fırlattı.Çünkü gittiği restoranda siyahlara servis yapılmıyordu. 22 yaşında müslüman oldu Muhammed Ali adını aldı. Vietnam savaşına katılmadı "Benim onlarla sorunum yok."dedi ve bokstan uzaklaştırıldı Muhammed Ali, çok sevdiği boks'a iki yıl kadar ara vermek zorunda kaldı. 5 yıl hapis ve 10 bin dolar para cezasına çarptırıldı. Lisansı ve pasaportu elinden alınınca dava süresince maddi sıkıntılar yaşadı ve iflas etti. Daha sonra temyiz davasını kazanıp tekrar boksa döndü. 1971'de Joe Frazier ile 'Asrın maçı'na çıktı ve profesyonel boks kariyerinde ilk defa kaybetti. Facing Ali 2009, When We Were Kings 1996, belgesellerini mutlaka izlemelisiniz. Muhammed Ali, dünyadaki tüm yoksul, mahrum, ezilen, dışlanan insanlara ilham ve umut vermişti. Ali, tüm mazlumlar adına, tüm zalimlere karşı dövüşüyordu.Böyle bir insandan nasıl etkilenilmez ki? Tabi biz de etkilenmiştik Abimle....Çocukluktan beri hayranım Muhammed Ali'ye maçlarını izlerdik. Bizde abimle  güya maç yapar, birbirimizi yumruklar ben ağlayınca da biterdi.

Joe Frazier ile Muhammed Ali'nin rekabetleri boks tarihinin en büyük rekabeti olarak bilinir ve Ali ile Frazier'ın Filipinler'in başkenti Manila'da yaptıkları son maç hala dünyadaki en büyük boks maçı olarak kabul edilir. 12. raunda kadar Muhammed Ali'yi zorlamıştı. Frazier 'in sol gözünde problem vardı ve sağ gözüde yumruklardan şişmişti ve neredeyse kör dövüşüyordu 14. raund  sonunda berbat görünüyordu özellikle gözü. Sonunda antrenörü  havluyu ringe fırlattı ve Muhammed Ali maçı kazandı. 1975 yılında yapılan bu maçı izlemeyi seviyorum.

Biliyor musun George,
Herkesin kalbi yumruğu kadardır.
Şunu görüyor musun?
Benim kalbim seninkinden büyük.
Bunu anlayabiliyor musun George?
Yani ben senden yürekliyim.
Yani ben senden büyüğüm.
Bu da demek oluyor ki,
Bu gece seni fena halde döveceğim.
İşte seni bununla döveceğim.
Bütün kalbimle!
Bütün kalbimle!
Bütün kalbimle!
Milyon Dolarlık Bebek 

Boks aslında diğer kişinin saygısını kendinize almaktır.

Severek izlediğim ve çok etkilendiğim, sonunda ağladığım 2004 yapımı Milyon Dolarlık Bebek filmi, parasız bir kızın içinde yaşattığı boksör olma hayali ile bir boks salonuna gitmesi, ideali için gösterdiği müthiş çalışma ve başarı azmi ile 30lu yaşlarını geçtiği halde sonunda salon sahibini ikna edip antrenörü yapması, daha sonra  çıktığı maçlar ve tüm bu olayların sonunda filmin acıklı bitişi, boksu daha da sevdirdi bana ve filmdeki şu sözler;

Bazen iyi yumruk atabilmek için geri çekilmek gereklidir. Ancak sürekli geri çekilirseniz dövüşemezsiniz.
Bir insanı çok yormalısınız ki sadece sizi duyabilsin, sadece sizin dediklerinizi yapsın.

Bence,  beğenilmesi zor, izlenmesi sabır isteyen ama kült olmayı hakketmiş bir sinema yapıtıdır. Film sevginin, safça, kalpten ve karşılıksız sevmenin ne demek olduğunu anlatıyor. Benim film sıralamamda ilk 3 dedir.

İşte Muhammed Ali hayranlığı ve Milyon Dolarlık Bebek filmiyle sevdim Boksu.  Bir de asi Mike Tyson'la.
Birde George Chuvalo'nun hayatı beni çok etkilemiştir. Tam bir aile dramıdır oğulları uyuşturucudan ölür, karısı intihar eder.

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Alerji Yapan Kolye Renklendi




Merhabalar;

Gece gece icat çıkardım kendi kendime :) Boynumdaki kolye sıcaktan boynumu kaşındırmaya başladı çıkardım bir baktım rengi değişmiş:(   Bu kadar renklerden bahsetmişken aklıma zinciri boyamak geldi. Küpelere oje sürünce kulaklarda alerji yapmıyor ya :)Hemen akrilik boyamı aldım sevdigim renk maviye boyadım. Artık umuyorum ki alerji yapmaz.

Rengarenk Renkler

Hayatının rengini değiştirmek isteyenlere bilgi olsun diye...Yazıyı sevdiğim renkle açıyorum:
Mavi ve tonları
Mavinin birçok anlamı vardır. Her şeyden önce mavi sakinleştirici ve dinlendirici bir renktir. (masmavi bir gökyüzü ya da mavi bir deniz gibi) Müşterilerinde bu etkiyi uyandırmak isteyen firmalar (genelde bebek ürünleri, spa merkezleri ve ilaç firmaları) bu rengi tercih ederler. Mavi güvenirliği, dürüstlüğü ve kaliteyi de temsil eder. O yüzden evinizde mavi ve tonlarını kullanacaksanız misafirlerinize işte bu duyguları vereceksiniz demektir.
Mavinin bir diğer (ve kesinlikle en güzel) özelliği ise iştah kapatma etkisidir. Mavi tonlarla döşenmiş bir yatak odasında veya oturma odasında durup dururken açlık krizlerine girme olasılığınız oldukça düşük olacaktır. İlginçtir ki Araplar mavinin kan akışını yavaşlattığına inanırlar.
Nazar boncuğu o yüzden maviymiş. Duvarları mavi olan okullarda ise çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmış!
Yeşil ve tonları
Doğada gördüğümüz bir diğer renk ise yeşildir. Yeşil ve tonları da mavi kadar dinlendirici ve sakinleştirici olabilir. Bize genelde kırları ve ağaçları hatırlatır. Bunun yanı sıra ilginç bir gerçek de yeşilin insan gözü tarafından en kolay ve güzel algılanan renk olmasıdır.
Ayrıca bir rivayete göre de kalbimiz, bu rengin yaydığı enerji alanındaymış. Doğanın ve baharın rengi olan yeşil kesinlikle güven veren renkmiş. Bir ilginç nokta daha: yeşil ile dekore edilmiş yerlerde yaşayan ve vakit geçiren insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği ispatlanmış!
Mor ve tonları
Eğer renklerin arasında bir asalet sıralaması yapılsaydı, mor ve tonları kesinlikle en üst noktada olurdu. Mor, bilgeliği, sempatiyi, onuru ve asaleti simgeler. Eski çağlardan beri de ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür. Tarih kitaplarının anlattığına göre, yüksek sınıflar, saray mensupları ve kraliyet aileleri illa mor giyerlermiş.
Mor, aynı zamanda nevrotik duyguları açığa çıkartır ve bilinçaltını temsil edermiş.
İntihar edenlerin en beğendiği rengin mor olduğunu da belirtmeden geçmeyelim!
Kırmızı ve tonları
Bu rengi çok seviyorsanız dikkat edin! Ne kadar güzel ve çekici bir renk olsa da kırmızı insanı sinirli, huzursuz ve aç hissettirir!
Devamlı bir şeyler yemek istediğiniz şu fast food markalarını bir hatırlayın? Mc Donalds, Burger King, Kentucky, Arbys’, Pizza Hut, Dominos? Hepsinin en büyük ortak özelliği KIRMIZI logoları oluşu değil mi? Peki, her ne kadar canlılık ve dinamizm ile ilgili bir renk olsa da aslında mutluluğu temsil ettiğini biliyor musunuz? Eğer evinizin bir odasında kullanmak isterseniz dışarıdan gören bir insan sizin için şunları düşünecektir: “Bu kişi fiziksel olarak atak, canlı ve duygusal olarak da bir işi sonuna kadar götüren azimli ve kararlı biri olmalı”
Unutmayın, kesinlikle ama kesinlikle iştah açar! Tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır. Eğer siyah veya grinin tonlarıyla beraber kullanırsanız ortaya çok sofistike bir görüntü çıkacaktır.
Sarı ve tonları
Sarı güneşlidir, meyvelidir ve dikkatlidir! En dikkat edilen yazıların sarı üzerine siyahla yazılanlar olduğu keşfedilmiştir!
Aynı zamanda zekâyı, inceliği ve pratikliği de simgeler.
Sarı bir yandan da hüzün ve özlemin rengi olarak da sayılabilir.
Eğer bir odanızı sarı ağırlıklı döşeyecekseniz çok çok aşırıya kaçmamaya, yanında mutlaka zıt renkler kullanmaya özen gösterin.

Portakal ve tonları
Portakal tam manasıyla kişileri hipnotize eden bir renktir. Yapılan araştırmalar portakal rengin beyinsel aktiviteyi en hızlı duruma getirdiğini ve yaratıcılığı arttırdığını kanıtlamıştır.
Portakal aynı zamanda “dikkaatt ben burdayımm” diye bağıran bir renk olduğu için çocukların da çok ilgisini çeker.
Oyun çağına gelmiş bir çocuğunuz varsa odasında portakal tonlar kullanmak onu çok daha yaratıcı ve hareketli yapacaktır.
Siyah ve tonları
Siyah renk, renklerin arasında en asil olanıdır. Modern aynı zamanda retro, ve yüksek sınıfın tercih ettiği bir renktir. Gücü ve tutkuyu temsil eder, gizemli ve ciddidir. Beyaz ile birlikte kullanıldığında son derece dikkat çekici olur.
Fakat aynı zamanda duygusallığı ve hüznü de simgeler. İlginçtir, Türkiye’de ve Avrupa’da siyah renk matemi temsil ederken, Japonya’da mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Einstein bir şeye konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih edermiş!

1 Ağustos 2017 Salı

Mütevazi Bir İntikam / Bahadır Cüneyt Yaçın

Merhabalar;

Bahadır Cüneyt Yaçın,  O bir afilli filinta kitaplarına bayılıyorum. İlk kitabı olan Mütevazi Bir İntikam harika okumanızı tavsiye ederim. Bayıldım kitaba, beğeniyorum Bahadır Cüneyt Yalçın'ı mutevazı bir adam.

Kitaptan  sözler:

"Birçoğumuz için en büyük talihsizlik insanlığa faydalı mı yoksa faydasız mı olduğumuzu bilemememiz bence"

"Öylesine bir sakız gibiyim para üstü yerine. Çiğnediler de çabuk unuttular."

"Annem Kur'an okurdu, babam ansiklopedi. Ahlakımı annemden, bilimimi babamdan almışım.

Çocukluğum sefertası gibi bir apartmanda geçti. Üç katlıydı, kızartma kokardı."

Yeni bir eve taşınıyorsunuz.

Deli saçması, İspanyol paça mektuplar almaya başlıyorsunuz.

Mektupları yazanın semtinizde bulunan hapishanedeki bir mahkum olduğunu anlıyorsunuz.

Bir akşam eve geliyorsunuz ve…

Deli mahkum karşınızda…

Ve sizin kahramanı olduğunuzu söylüyor!

Kuş kafesi kokan, duvarları kitap sayfalarıyla kaplı bir evde spor yazıları yazan inovatif anarşist Ali.

Uğruna hapisten kaçılan Selin, uğruna hapise düşülesi cevval Şevval.

Pırlanta asker Muhterem, utanmaz mafyöz Tanju.

Aleksi bir polisiye, Aleksi bir dram, Aleksi Pavloviç.

Tren, katır, traktör ve kahkaha dolu bir yol hikâyesi…

Rakamlar zengin edebilir, hatta mutlu edebilir ama;
"Bizi kelimeler kurtaracak."

"Toprak otu verir, inek otu yer.
Sen ineği yersin, toprak seni alır."

" Mısır koçanı gibiyim. Hikayem kargalar."

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Kitap Hediye Ediyorum

Merhabalar;

Sizlere hediyem var. New York Times ve USA TODAY Bestseler olan "Yüz Yüze" adlı kitabı hediye etmek istiyorum.Yapmanız gereken sadece beni takip etmeniz ve G+ da ve Facebookta bu yayınımı paylaşmanız. Tabi yayının altına yorum bırakmanız.7 Ağustos 2017'de bloğumda kitabı kazanan arkadaşımı açıklayacağım.  Ayrıca kitap ayracını kendim yaptım. Umuyorum kazanan arkadaşım beğenir. Herkese bol şans diliyorum. Biraz kitaba bakalım. Polisiye Gerilim olan kitap için yazılanlar ise şöyle;

Böyle bir kitap okumadınız!
En sevdiğiniz 22 kahraman, 11 muhteşem öyküde…

Çoksatan romanlarıyla tanıdığımız ünlü yazar David Baldacci’nin derlediği bu kitapta polisiyenin ve gerilimin büyük isimleri bir araya geliyor.
Jeffery Deaver’ın Lincoln Rhyme’ıyla John Sandford’ın Lucas Davenport’unu başka nerede bir arada görebilirsiniz ki? Ya da Harry Bosch’un, Patrick Kenzie’nin dünyasına girdiğini? Bu kitapta Lee Child’ın Jack Reacher’ı Joseph Finder’ın Nick Heller’ıyla buluşuyor. Steve Martini’nin Paul Madriani’si Linda Fairstein’in Alex Cooper’ının işine karışıyor; o tuhaf Aloysius Pendergast, R. L. Stine’ın korkutucu dünyasıyla yüz yüze geliyor…
Gerçekten çok şanslısınız.
Öyleyse yüzleşmeler başlasın.

27 Temmuz 2017 Perşembe

Kor Adası Kitap Yorumu

Merhabalar....
           Kor Adası, elime aldım başladım 50 sayfa okudum. 1 ay dokunmadım kitaba. Sonra bir akşam  elime alıp okumaya başladım. İyiki alıp okumuşum güzel kitap tavsiye ederim.







Göz ardı ettiğiniz gerçekler er ya da geç çıkar karşınıza tamamlanmak için. Yüzleşin ki ruhunuz arınsın.

1891 yılının İngiltere'sinde Tilly Kirkland, rüya gibi bir evlilik yaptığını düşünürken kendini bir kâbusun tam ortasında bulur. Yaşadığı talihsizlikler onu Avustralya'ya, Kor Adası'nda bir malikâneye getirir. Burada bir yerel cezaevi müdürünün kızına mürebbiyelik yapacaktır. Aslında her günbatımında adeta bir kora dönüşen bu adaya hayatının cezasını çekmek için geldiğini anlayacaktır…

2012 yılında ünlü yazar Nina Jones, kafasını toparlamak ve yazmakta sıkıntı çektiği yeni hikâyesine odaklanmak için Avustralya'ya büyük büyükannesinden kalma malikâneye gelir. Ancak Starwater Malikânesi'nin duvarları, onun yıllardır sakladığı büyük sırrının kanıtlarıyla doludur. Keşfettiği her kanıt ise Nina'nın büyük bir gizemi çözmesini sağlayacaktır. 

Üçüncü kitabıyla hayranlarının kalbine bir kez daha kazınacak olan Kimberley Freeman'ın romanı Kor Adası, yarım kalan gerçeklerin sonsuza kadar saklı kalamayacağını ve ne olursa olsun kalbimizin sesine kulak vermemiz gerektiğini anlatıyor. 

"Geçmişle günümüz hikâyesini kusursuzca birleştiren bir roman. Aşk, tarih ve adeta gotik gizemi barındıran bu hikâye okuyucuların hoşuna gidecek." 
-Booklist-
(Tanıtım Bülteninden)